Birleşmiş Milletler Andlaşmasının VII. Bölümünde ele alınan ‘’Barışın tehdidi, bozulması ve saldırma halinde yapılacak hareket’’ konusunu işleyeceğiz. İlgili maddeleri okuyup, içeriğine girmeden önce, ilgili maddelerde birden çok defa anılan Birleşmiş Milletlerin iki organı bulunmaktadır. Bunlar, ‘Güvenlik Meclisi’, ‘Kurmay Komitesi’dir.
- Küçük bir bilgilendirme yapalım, eski belgelerde güvenlik meclisi olarak geçmektedir, yeni belgelerde güvenlik konseyi denilmektedir.
Güvenlik Meclisi
Kaynaklarda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Meclisi için, üye ülkeler arasında güvenlik ve barışı korumakla yükümlü en güçlü organı olduğu söylenmektedir. Birleşmiş Milletlerin diğer organları sadece tavsiye kararı alabilirken, Güvenlik Meclisi, Uluslararası Adalet Divanı ile bağlayıcı karar alma yetkisine sahip iki Birleşmiş Milletler organlarından biridir. (Madde25*). Güvenlik Meclisi, tavsiye kararı da alabilir. (Madde 39*)
Güvenlik Meclisinde 15 üye bulunmaktadır. 5 tanesi daimî üye, 10 tanesi ise seçilmiş üyelerdir.
- 10 tane seçilmiş üye, her iki yılda bir Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yapılan seçimlerle belirlenir ve konsey başkanlığı ise ayda bir üye ülkeler arasında el değiştirir. Türkiye ise 2009-2010 yıllarında seçilen üye olmuştur
- Türkiye konumu gereği Asya-Pasifik ve Batı Avrupa ve diğer devletler grubundadır.
Güvenlik meclisi için daha ayrıntılı bilgi, BM Andlaşmasının V. Bölümünde bulunmaktadır. Diğer bir organımız Kurmay Komitesi
Kurmay Komitesi
- Eski belgelerde kurmay komitesi, yeni belgelerde askeri kurmay komitesi olarak geçmektedir.
VII. bölümün 42. Maddesinde Kurmay Komitesinin amacı, yapısı ve işleyişi hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir lakin oraya gelene kadar öncesinde genel olarak tanımını yapalım. Kurmay Komitesinin amacı, Uluslararası barış ve güvenliğin korunması amacıyla Güvenlik Konseyinin buyruğu altına konulan kuvvetlerin kullanılması ve yönetilmesi, gerektiğinde silahsızlanmanın düzenlenmesi, Konseye gerekli olan askeri ihtiyaçlara ilişkin her konuda Güvenlik Konseyine danışmanlık yapmak ve ona yardımcı olmaktır.
Şimdi bu iki organla alakalı bilgi sahibi olduğumuza göre, bu çerçevede VII. Bölümü kapsayan 39-51. Maddelere tek tek bakalım.
VII. Bölüm: Barışın Tehdidi, Bozulması ve Saldırma Fiili Halinde Yapılacak Hareket
Madde 39- Güvenlik Meclisi, barışın tehdit edildiğini, bozulduğunu veya bir saldırma fiilinin vuku bulduğunu tespit eder ve milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası veya yeniden tesisi için tavsiyelerde bulunur veya 41 ve 42’nci maddeler gereğince hangi tedbirler alınacağını kararlaştırır.
Burada birkaç şey eklemek istiyorum. Maddenin lafzında geçen ‘Barışın tehdit edildiği veya bozulduğu’ terimleri bence soyut kaçmaktadır; aynı zamanda maddede lafzı geçen ‘saldırma fiili’. Mesela bir ülke için saldırma olarak görülen bir hareket, başka ülke için meşru müdafaa olarak görülebilir veya ilgili ülke, gerçekten meşru müdafaa hakkını kullanıyor olabilir. Örnek vermek gerekirse şu anki Rusya-Ukrayna savaşı. Yani güvenlik meclisi daimî üyeleri, bu haklarını kullanırken, kendi siyasi çıkarlarına göre karar alma yetkilerinin olduğunu, hatta alacaklarını söyleyebiliriz.
Madde 40- Durumun vahimleşmesine mâni olmak üzere, Güvenlik Meclisi, 39’ncu madde gereğince tavsiyelerde bulunmazdan veya alınacak tedbirleri kararlaştırmazdan evvel, ilgili tarafları, gerekli veya temenniye değer gördüğü geçici tedbirlere riayete davet edebilir. Bu geçici tedbirler herhangi bir şekilde, ilgili tarafların haklarına, iddialarına veya durumlarına halel getirmez işbu geçici tedbirlerin yerine getirilmemesi halinde, Güvenlik Meclisi bu noksanı gereği gibi nazara alacaktır.
Yine burada da suistimal edilmeye açık, soyut ve subjektif ifadeler bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse: ‘Durumun vahimleşmesi’, ‘Bu geçici tedbirlerin herhangi bir şekilde, ilgili tarafların haklarına halel getirmemesi’, ‘Güvenlik Meclisinin tespit ettiği noksanı, gereği gibi nazara alması’.
ve 42. Maddelerde, Güvenlik Konseyinin hangi önlemler alabileceği kararlaştırılmıştır. Şimdi sırasıyla bu maddelere bakalım:
Madde 41- Güvenlik Meclisi, kararlarını yürütmek için silahlı kuvvet kullanılmasını gerektirmeyen ne gibi tedbirlerin alınması lâzım geleceğini tespit ve Birleşmiş Milletler Üyelerini bu tedbirleri uygulamaya davet edebilir. Bu tedbirlere, ekonomik münasebetlerin ve demiryolu, deniz, hava, posta, telgraf, radyo ve diğer ulaştırma vasıtalarının tamamen veya kısmen kesilmesi ile siyasî münasebetlerin kat'ı da dâhil olabilir.
Madde lafzında da geçtiği üzere, Güvenlik Meclisi silahlı kuvvet kullanılmasının gerekmediği durumlarda maddede geçen seçimlik yaptırımların uygulanmasını kararlaştırabilir.
Madde 42- Güvenlik Meclisi 41’nci maddede derpiş olunan tedbirlerin uygun olmayacaklarına veya uygun olmadıklarının sabit olduğuna hükmederse, milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası veya yeniden tesisi için, hava, deniz veya kara kuvvetleri vasıtasıyla gerekli addettiği her türlü teşebbüse geçebilir. Bu teşebbüse, nümayişler, abluka tedbirleri ve Birleşmiş Milletler Üyelerinin hava, deniz veya kara kuvvetleri tarafından yapılacak başka hareketler dâhil olabilir.
Bu maddede, 41. Maddedeki tedbirlerin yetersiz kalması halinde, Güvenlik Meclisine silahlı kuvvetle müdahalede bulunulmasına karar verebilme yetkisi verilmiştir. Yalnız önceki söylediklerimi destekler şekilde şunu söylemek isterim: Güvenlik Meclisine bu yönde bir yetki verilmesi, andlaşmanın amacı doğrultusunda doğal olmakla birlikte uygulama yönünden, daimî üyelerin veto yetkisi ve karar alma usulleri de göz önüne alındığında, verilen bu yetki, daimî üyelerin menfaat ve çıkarları doğrultusunda kullanabilmelerine müsaittir.
Madde 43
- Birleşmiş Milletlerin bütün Üyeleri milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazasını desteklemek üzere, Güvenlik Meclisinin daveti ile ve mahsus bir anlaşma veya mahsus anlaşmalar gereğince, milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası için Kurulun emrine gerekli silahlı kuvvetleri vermeği ve geçit hakkı da dâhi olmak üzere yardım ve kolaylıklarda bulunmayı taahhüt ederler.
- Yukarda kast olunan anlaşma veya anlaşmalar bu kuvvetlerin miktar ve mahiyetini, hazırlık derecelerini ve genel mevkileri ile gösterilecek kolaylık ve yardımın mahiyetini tespit edecektir.
- Anlaşma veya anlaşmalar Güvenlik Meclisinin teşebbüsü üzerine, kabil olur olmaz müzakere edilecektir. Bu anlaşmalar, Güvenlik Meclisi ile Teşkilât Üyeleri veya Güvenlik Meclisi ile Teşkilât Üyelerinden mürekkep gruplar arasında akdedilecek ve imzalayan Devletler tarafından, her birinin anayasası usulleri gereğince onanacaktır.
Maddenin birinci fıkrasında, üye devletler, tırnak içerisinde ‘Üyelerin milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazasını desteklemek’ bahanesi ile Güvenlik Meclisinin daveti üzerine, anlaşma veya anlaşmalar çerçevesinde gerekli silahlı kuvvetleri vermeyi taahhüt ettikleri yönünde bir sorumluluğa bağlanmışlardır. Buradaki benim gördüğüm esas sorum ‘Geçit hakkı’ ibaresidir. Bilindiği üzere her devlet hava, kara, iç suları ve belli bir yere kadar dış sular da münhasır yetkilidir. Birinci fıkrada üye devletlerin, münhasır yetkili oldukları bu alanda taahhütte bulunmaları tarafımca sıkıntılı görünmektedir.
Madde 44- Güvenlik Meclisi kuvvete başvurmağa karar verince, Mecliste temsil edilmeyen bir Üyeyi 43’ncü madde gereğince kabul edilen taahhütlerin yerine getirilmesi için silahlı kuvvet vermeye davet etmezden önce, işbu Üyeyi silahlı kuvvetlerine mensup birliklerin kullanılması hususundaki Güvenlik Meclisinin kararlarına, isterse, iştirake davet edecektir.
Bu maddemizde ise Güvenlik Meclisinin kuvvet kullanmaya karar verdiği zaman, Mecliste temsil edilmeyen üyelerin taahhütlerini yerine getirmeye davet ederken nasıl bir usulü yol izleyecekleri belirtilmiştir.
Madde 45- Teşkilâtın süratle askerî mahiyette tedbirler alabilmesini mümkün kılmak üzere Birleşmiş Milletler Üyeleri milletlerarası zorlayıcı bir hareketin müşterek olarak yapılabilmesi için derhal kullanılabilecek milli hava kuvvetleri birlikleri bulunduracaklardır. 43’ncü maddede zikredilen mahsus anlaşma veya mahsus anlaşmalarla çizilen hadler içinde, Güvenlik Meclisi, Kurmay Komitesinin yardımı ile, bu birliklerin kuvvetini ve hazırlık derecelerini tayin ve bunların müşterek hareketlerini derpiş eden plânları tespit eder.
Bu maddemizi, andlaşma tarihi ile birlikte değerlendirecek olursak. ‘Derhal kullanılabilecek milli hava kuvvetleri bulundurmak’ yine ciddi bir yükümlülük gerektirmektedir. Savaş stratejilerinde, tarihten de görüleceği üzere hava kuvvetinin bariz bir şekilde kilit önemi vardır; Buna Britanya muhaberesini örnek gösterebiliriz. Kaldı ki şu anda bile ülkelerin hava kuvvetleri sayı olarak diğer kuvvetlere nazaran az ve sınırlı olmaktadır. O zamanın şartlarında, üye devletlerin böyle bir taahhüt altına girmiş olması, tarafımca ciddi bir yükümlülüktür.
Madde 46- Silâh kuvvetinin kullanılması için plânları Kurmay Komitesinin yardımı ile, Güvenlik Meclisi tespit eder.
Burada askeri kuvvetlerin kullanılması için yürütülecek olan operasyonel strateji konusunda, Kurmay Komitesinden yardım alınacağı belirtilmiştir. Yani Güvenlik Meclisi tek başına bu yönde icrai kararlar alamayacaktır.
Madde 47
- Milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası, Güvenlik Meclisinin emrine verilen kuvvetlerin kullanılması ve komutası, silahlanmanın düzenlenmesi ve muhtemel silahsızlanma için Meclisin muhtaç olduğu askerî vasıtalarla ilgili her hususta Meclise tavsiyelerde bulunacak ve onu destekleyecek bir Kurmay Komitesi kurulmuştur.
- Kurmay Komitesi, Güvenlik Meclisinin sürekli üyelerinin Kurmay Başkanlarından veya bunların temsilcilerinden terekküp eder. Komitede süreli olarak temsil edilmeyen herhangi bir Birleşmiş Milletler Üyesinin iştiraki, Komitenin ödevini iyi yapabilmesi hususunda çalışmaları için lüzumlu olduğu zaman Komite işbu Üyeyi kendisine katılmağa davet eder.
- Kurmay Komitesi, Güvenlik Meclisinin emrine verilen bütün silahlı kuvvetlerin strateji bakımından idaresinden, işbu Meclise tâbi olarak sorumludur. İş bu kuvvetlerin komutasına ait meseleler sonradan çözülecektir.
- Kurmay Komitesi tarafından, Güvenlik Meclisinin izni ile ve ilgili bölge teşkillerine danıştıktan sonra tâli bölge komiteleri vücuda getirilebilir.
Maddenin 1. Fıkrasında, Kurmay Komitesinin hangi amaçlar doğrultusunda kurulduğu belirtilmiştir.
Bunları sayacak olursak
a) Güvenlik meclisinin emrine verilen kuvvetlerin kullanılması ve komutası
b) Silahlanmanın düzenlenmesi
c) Muhtemel silahsızlanma için Meclisin muhtaç olduğu askeri vasıtalarla ilgili Meclise tavsiyelerde bulunmak
d) Son olarak askeri strateji anlamında ihtiyaç duyulması halinde Meclisi desteklemek
Maddenin 2. Fıkrasında ise Kurmay Komitesi üyelerinin hangi üyelerden oluşacağı ve bu üyelerin sahip olmaları gereken niteliklerini belirlemektedir. Maddeye göre Kurmay Komitesi, Güvenlik Meclisinin sürekli üyelerinden oluşacaktır. Bunlar bildiğimiz üzere ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin devletleridir. Komite üyelerinin nitelik olaraksa Kurmay başkanlarından ya da bunların temsilcileri olması gerektiği belirtilmiştir.
Diğer maddeler ile ilgili uyumlu olarak, daimi üyeler, her andlaşmanın her alanında olduğu gibi bu alanda da ayrıcalığa sahip olmakla birlikte, Birleşmiş Milletlerin bu kadar üyesi varken ve söz konusu amaç tırnak içerisinde ‘Dünya barışını’ korumak iken, bu barışın sağlanması veya tekrar tesis edilmesi için gerekli olacak askeri kuvvet kullanım planlamasının 5 ülkenin eline vermek sağlıklı gözükmemektedir.
2. fıkranın son kısmında Komitenin görevlerini iyi yapabilmesi için, lüzum halinde herhangi bir BM üyesinin Komiteye katılımını talep edebilecekleri belirtilmiştir.
Maddenin 3. Fıkrasında, daha önce belirttiğimiz üzere Kurmay Komitesi, Güvenlik Meclisinin emrine verilen bütün silahlı kuvvetlerin strateji bakımından idaresinden sorumludur. Kuvvet komutasına ait meselelerin sonradan çözüleceği belirtilmiştir. Bir bütün olarak bakıldığında, askeri kuvvetlerin kullanılması ve komutası Güvenlik Meclisine aittir lakin bir uyuşmazlık çıkması durumunda, bu durumun öteleneceğinin belirtilmesi, muhtemelen silahlı kuvvet kullanmanın lazım olduğu durumlarda hızlı bir şekilde icrai karar alınması önemli olacağından, bu türden bir uyuşmazlık çıkması halinde bu durumun ötelenmesinin, askeri harekatın selameti açısından daha uygun olacağı düşünülmesinden olsa gerek diye düşünüyorum.
Maddenin son fıkrasında ise, Kurmay Komitesinin lüzum görmesi halinde, Güvenlik Meclisinin izni olmak şartıyla ve kurulmasına karar verilen bölge alt komisyonuyla bağlantılı bölgesel kuruluşlara danışmak şartı ile, tali bölge komiteleri kurabilecekleri belirtilmiştir.
Madde 48
- Güvenlik Meclisinin milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası hususundaki kararlarının yürütülmesi için gerekli tedbirler, Meclisin takdirine göre Birleşmiş Milletlerin bütün Üyeleri veya bunlardan bazıları tarafından alınır.
- İşbu kararlar, Birleşmiş Milletler Üyeleri tarafından doğrudan doğruya ve iştirak ettikleri milletlerarası teşkillerdeki hareketleri ile yürütülür.
Burada bir noktaya dikkat çekmek istiyorum:
Maddenin ilk fıkrasında Güvenlik Meclisinin milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası için alacağı
kararların yürütülmesi amacıyla alınacak tedbirlerin, Meclisin takdirine göre BM’nin bütün üyeleri veya bazıları tarafından alınacağı belirtilmiştir. Örnek vermek gerekirse, 43. Maddede üye devletlerin birtakım taahhütlerde bulunduğunu, buna geçit hakkının dahil olduğunu da görmüştük. O zaman bu kapsamda, barış ve güvenliğin muhafazası amacıyla Meclisin, üye devletlerin bazılarından, geçit hakkı kapsamında devletin münhasıran yetki sahibi olduğu alanlara girerek, boğazlarını belirli devletlere kapatmaları yönünde tedbir almaları gerektiğini belirtebileceklerdir kanımca. Bu çerçevede andlaşmanın ilgili maddeleri, devletlerin sahip oldukları egemen yetkileri kullanması açısından kısıtlanabilir olması, tarafımca sıkıntılı görülmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında, kararların üyeler tarafından doğrudan ve üyesi bulundukları uluslararası kuruluşlar varsa, bu kuruluş içindeki eylemleri ile yürütülecektir
Madde 49- Birleşmiş Milletler Üyeleri, Güvenlik Meclisi tarafından kararlaştırılan tedbirlerin yürütülmesinde karşılıklı olarak destekleşmek üzere birbirlerine katılırlar.
Önceki maddeler kül halinde değerlendirilecek olursa, Güvenlik Meclisinin, milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası amacıyla alacağı tedbirlerin uygulanmasında BM üyelerinin birbirlerine karşılıklı yardımcı olacaklarını hüküm altına almıştır.
Madde 50- Bir Devlet, Güvenlik Meclisi tarafından alınan önleyici veya zorlayıcı tedbirlerin mevzuu olursa, başka herhangi bir Devletin, Birleşmiş Milletler Üyesi olsun veya olmasın, işbu tedbirlerin yürütülmesi yüzünden özel ekonomik zorluklar karşısında kaldığı takdirde, bu zorlukların çözülmesi için Güvenlik Meclisine danışmaya hakkı olacaktır.
Kendini dünyanın barış ve güvenliğinin tesis edicisi ve kahramanı olarak gören Birleşmiş Milletler, uygulayacağı önleyici veya zorlayıcı mahiyette tedbirler sonucu, üyesi olsun ya da olmasın, bir devletin ekonomik zorluklarla karşılaşması sonucu, Güvenlik Meclisine danışabileceği belirtilmiştir.
Konuyla ilgili kritik bir önem taşıyan silahlı saldırı kavramının, gelişen teknolojinin etkisiyle de farklı yorumlara tabi olması meşru müdafaa olduğu iddia edilen eylemleri bütünüyle tartışmaya açmaktadır. Birleşmiş Milletler düzeninde devletler, uluslararası ilişkilerinde gerek herhangi bir başka devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasi bağımsızlığına karşı, gerek Birleşmiş Milletlerin amaçlarıyla bağdaşmayacak şekilde herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidine ya da kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Bunun tek istisnası, meşru müdafaa durumudur ve devletler bakımından ‘doğal bir hak’ olarak nitelenir2 (2.madde 4.fıkra) Görüleceği gibi 51. Maddede düzenlenen eylemin meşru müdafaa sayılabilmesi için bir takım şartların söz konusu eylemde bulunması gerekmektedir. Bunların ilki, silahlı bir saldırının varlığıdır. Devletlerin kendilerine karşı yönelmiş silahlı bir saldırı var olmaksızın kuvvet kullanmaları BM antlaşmasına göre meşru müdafaa olarak tanımlanamamaktadır. İkincisi ise görüldüğü gibi, söz konusu tedbirlerin Güvenlik Konseyi’ne bildirilmesi gerekliliği ve Güvenlik Konseyi’nin gerekli tedbirleri almasına kadar geçen zamanla meşru müdafaa hakkının sınırlandırılmasıdır.
KARADAĞ Ulaş - Birleşmiş Milletler Antlaşması’na göre meşru müdafaa hakkı
Turgut Tarhanlı, Kuvvet Kullanma, Meşruiyet Ve Hukuk, (Erişim Tarihi: 30.11.2016). http://www.anayasa.gov.tr/files/pdf/anayasa_yargisi/anyarg20/ttarhanli.pdf
